yorumlarınız







  

 ana sayfa | oyunbaz | oyunlar | yazılar | basından | yorumlarınız | iletişim | linkler



Tiyatromuz ve oyunlarımızla ilgili yorumlarınızı bekliyoruz!

OKU  |  YAZ
Gönderen:
Şiyar Kubilay

Meslek:

Tarih:
04 Temmuz 2011, Pazartesi
15:34

Alıntı Yap: Şiyar Kubilay

Ekmek Parası
Kapitalizmin birey üzerindeki en büyük etkisi, ona ne için çalıştığını unutturması oldu. Öyle ki artık ne işle iştigal ettiğini soran birine verdiği yanıtla insan, kim olduğu, ne sevdiği, nasıl yaşadığı, standartları ve statüsüyle ilgili neredeyse tüm şifreleri veriyor. O şifrelerden sonuca gitmek içinse çok yaratıcı olmak gerekmiyor, çünkü kapitalizmin yarattığı toplumsal ortak bilgi, elde edilen şifrelerin nasıl okunacağını da söylüyor. Şu durumda çalışmak, bir eylem olarak toplumun ne kadarı için sadece ekmek parası kazanmak anlamına geliyor? Ekmek Parası oyununda beş karakterin monologlarını dinlerken meselenin yiyecek ekmek bulmaktan ibaret olmadığını göreceksiniz.
Yukarı
 
Gönderen:
ömer kaya

Meslek:
hukukçu

Tarih:
01 Haziran 2011, Çarşamba
18:00

Alıntı Yap: ömer kaya

kendini aramak kendini gerçekleştirmek, kendi için yaşamak, kendinden memnun olmak sonucuna gitmeli midir? Kendine faydalı olmak mıdır? Yoksa ihtiyacımız iyiyi aramak,dünyadan da nasibini unutmamak mıdır?
Yukarı
 
Gönderen:
ömer

Meslek:
hukuk

Tarih:
01 Haziran 2011, Çarşamba
17:49

Alıntı Yap: ömer

peergynt günümüzde şaşkınlık psikolojisi olarak tanımlayabileceğimiz insani bir durumu anlatıyor.insan ve şaşkınlık.aramak..necisin? nereye gidiyorsun? ne arıyorsun?..temel sorular. Tabiii birde kendini gerçekleştirmek.. Peer kral olarak kendini gerçekleştirme peşinde.Şaşkın şaşkın dolaştı boş vadilerde...Birçok hayal düzdü, kurdu kafasında.. Modern ve önemli bir soru: iyi bir evlilik mi güç servet veya kırallık mı? Kırallarında, fakirlerin de iyi bir evliliğe ihtiyacı var galiba..Peer birçok birliktelik yaşadı, cinler perisiyle bile...ama eline geçen pişmanlık,.. hasret..özlem.. oldu.Hedefi veya hayali olan kırallığa giden her yolu meşru gördü. .ama sonunda iflas etti.Gerçi hakiki bir aşka sebep oldu. belki sonunda anladı..ama iş işten geçmişti. zaman öğütmüştü. kendini ve sevdiğini.. Neticede ölümlüydü herşey...değer miydi?
Yukarı
 
Gönderen:
utku

Meslek:
tiyatro

Tarih:
30 Nisan 2011, Cumartesi
20:22

Alıntı Yap: utku

    İki sezondur oynayan ve çevremde olsun,yazılı basında olsun hakkında fikir edinebileceğim bir görüşle -benim- karşılaşmadığım Tiyatro Oyunbaz'ın Martı'sını izledim.Ve bu geç kalmışlık için seyirci olarak kendimi azarladım.Çünkü hepimiz alıştırıldık tiyatroyu Alışveriş Merkezlerindeki Kurum ya da Prodüksiyon tiyatrolarından ibaret sanmaya,yurtdışındakilere öykünen ve bir anda oyunculuk ve tiyatro hakkındaki kalıplarımızı sarsan,duymaya alışık olmadıklarımızı"yüzümüze çarpan" yeni akımlara kapılmaya,tiyatro yapan gençleri sadece gayretli amatörlerden sanmaya,dergi de gazete de duymadığımız oyunları yoksaymaya... Ama bir tiyatro var ki , Okulumda, Kenter Tiyatrosu'nda ve Çehov'un Anavatanında izleme şansı bulduğum Martı'yı sözünü ettiğim tiyatrolardan aşağı kalmayan bir başarıyla ,bambaşka bir anlatımla fakat özünü çok iyi ortaya çıkararak sahneliyorlar.

    Son on yıldır hatırı sayılır çoklukta farklı yorumlarını izledik bazı klasiklerin. Rejilere yamanmış yersiz politik göndermeler,ya da popüler kültürden alıntılarla seyir çıtası yükselememiş izleyiciyi güldürmeye çabalayan bu işler bana hep yazara ve klasiğin dokunulmazlığına ihanet gibi gözüktü. Fakat bunu yapan Sanatçılar çok iyi iş başarıyorlar gibi bunu devam ettirmekte ya da tarz olarak benimsemekte sakınca görmediler. Bu da bana ülkemde, hele ki herşeyin aslını bozmakta ısrarlı jenerasyonumuzda yapılması gerekenin önce bir tiyatro eserini usulüyle , uslubuyla ,"olması gerektiği gibi" izleme imkanı sunulmadan öteki varyasyonların yapılmaması gerektiğini savundurttu.

     Oyunbaz'ın Martı'sı seyrebildiğim oyunlar arasında bunu tek başaranı.

     Seyretmeden kısa bir süre önce bana söylenenler oyunun Türk'leştirildiği,türk pop müziğinden sanat müziğine alıntılarla dolu olduğu, yaşlı kastları da genç oyuncuların oynadığı, bir çok seyircinin takdir ettiği bu oyunu benim hiç beğenmeyeceğim yönündeydi. Tamam dedim, içimdeki tüm sanat neferlerini öfkelendirip ayaklandıracak bir oyun izlemeye gidiyoruz. - En kötü ihtimalle dinlemek isteyenlere muhtemel olamamışlığı anlatır rahatlardım.

     Şimdi ise bu oyunu iki yıl içinde izleyebilmiş sayılı insandan olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Niçin Sayılı? Çünkü Bilgi Üniversitesinin Dolapdere Kampüsünde oynanan bu oyundan -koca bir salonda oynamasına rağmen- ayda 40-50 kişi haberdar olup izleyebiliyor. Salonun ve elbette ticari olmayan bir tiyatronun teknik anlamdaki kısıtlı olanakları oyunda yaratılan atmosfere ışığa yeterli olanağı sağlamıyor. Buna rağmen dekor kullanımındaki yaratıcılık ve sadelik, efekt ve ışıktaki mekan yaratımı başarılı. Bütün bunlar beraberinde anlayışla karşılanması gereken fakat oyunun "oyun"luğu sayesinde zaten hoşgörmesi kaçınılmaz bir durum sağlıyor.

      "Mart" Türkleşiyor,fakat Rusluğundan ve döneminden bir şey kaybetmiyor. Rol kişilerinin tutturduğu şarkılar türküler bu rus metnin türk seyirciyi kavramasını sağlayıp ilişkilerdeki zenginlik ve karmaşıklığa rehber oluyor. Andreyevna "İçi sıkılıyor Treplev'in, çok üzülüyorum" repliğine içerden piano yerine kanun sesinin düşmesi veya Hizmetli ve Yakov'un bunun bir tiyatro olduğunu bize sürekli hatırlatan yabancı'l durumları kesinlikle sadece seyirciyi güldürmek için değil. Metinde uzun uzadıya yapılan söylemler, felsefi görüşler, sıkıntılar Oyuncuların ağzında anlamını buluyor,Çehov'un çizdiği kişileri cümlelerinden ziyade "huylarıyla" ve "davranışlarıyla" tanımamızı sağlıyor.Özellikle de "tercih edilen bu yorumda" yapılabilecek onlarca yersiz komikliği yapmadıkları için, uslublarının köşelerini bu kadar net belirleyip fazlası için nefislerine hakim oldukları için takdire şayan Tiyatro Oyunbaz. Yapmayı bilmek kadar bazı şeyleri de yapmamayı bilebilmektir zaten tiyatromuzun ihtiyacı.

   Hepbirlikte selam vermeyi de bilerek seyircinin gözünde bir oyuncusunu ötekinden kayırmayan bu tiyatronun oyuncularını ben de kişi kişi eleştirmeyeceğim ya da övmeyeceğim. Fakat yetenekli gönüllülerden, performanslarıyla tanınmaya şayan profesyonel genç oyunculardan, sahne önü ve arkasından, dekorundan kostümüne, afiş tasarımından ve elbette yönetmenine kadar Oyun Oynamak için çalışan onlarca insandan oluştuğunu bilmemiz gerekli. Muhtemelen sezon bitmeden son oyununu oynayacak bu ekibi tanımak ve iyi bir Çehov izlemek için açık görüşlülüğünüzü yanınıza alıp bir tiyatrosever olarak hakkınızı almaya gitmenizi salık veriyorum.
                                                 Oğuz Utku
Yukarı
 
Gönderen:
Hatice Kübra

Meslek:
Mimar

Tarih:
14 Mart 2011, Pazartesi
08:26

Alıntı Yap: Hatice Kübra

Martı'yı "Aşk Tesadüfleri Sever" de bir kez daha görmek beni çok mutlu etti. Tiyatrodan sinemaya geçişler olsa bile, bizi oyunbazdan mahrum bırakmamanız dileğiyle:)
Yukarı
 
Gönderen:
İncinur Daşdemir

Meslek:
Oyuncu

Tarih:
14 Aralık 2010, Salı
14:55

Alıntı Yap: İncinur Daşdemir

Bu bir toplu mesajdır ve toplu kutlama!

En sevdiğim oyunu klasik, basmakalıp anlayışın dışında, zekice buluşlarla donatılmış bir yorumla izlemek çok keyifliydi. Yeni mezun olmuş biri olarak nasıl ifade edeceğim bilmiyorum ama bana umut verdiniz.

Bu tür klasikleşmiş eserler genelde birbirinin aynı şekilde sahnelenir ve aslında biz okurken aldığımız zevkin pek de ötesine geçemeyiz bu yorumları izlerken. Fakat Oyunbaz bunu kırmış; hatta sanırım en önemli keşfiniz, 'bence', yazarın komedi oyunu yazdığı idiasını haklı çıkarmış olmanız. Çok güldüm, çok eğlendim. Mesela karakterleri anlaşılır bir düzeye taşırken basitleşmemişsiniz; onları yaşayan, canlı kanlı hale getirmisşiniz. Yorum getirmenin çok güzel bir örneğisiniz.

Yaptıklarınızı tek tek saymayayım, zaten yüzlerce kez duymuş olmalısınız.

Canı gönülden tebrik ediyorum sizi.
Üç saat nasıl geçti anlamadım.

Peer Gynt'çü mü olacağım göreceğiz bakalım, ona da geliyorum :)

Görüşürüz :)

3 Aralık 2010 - 15:38

* Sayın İncinur Daşdemir'in facebook'tan yollamış olduğu mesajdan alınmıştır.
Yukarı
 
Gönderen:
a.ziya

Meslek:
Bankacı

Tarih:
04 Kasım 2010, Perşembe
17:58

Alıntı Yap: a.ziya

Peer gynt ü geçen sene odtü de izledim.

Tiyatronun öldüğü söylenen bir çağda meslekten tiyatrocu olmayanların yüzseksen dakika izleyicinin dikkatini sahnede tutabildiğine şahit oldum!Üstelik izleyicilerin birçoğu sahneden verilen mesajların doğruluğuna katılmıyordu ya da o güne kadar o konuyu hiç düşünmemişti ! Ama o gün o yüzseksen dakika o anlatıda o problemleri ve belki o güne kadar ezbere verdikleri cevapları düşündüler.

Düşünmek zorunda bırakıldılar ! ama bundan keyif de aldılar !

Demek ki sorun tiyatroda değilmiş, tiyatronun üretim biçimi ve yöntemindeymiş.

Hepinizi kutlarımyüzseksendakika
Yukarı
 
Gönderen:
Nora Haakh

Meslek:

Tarih:
17 Ekim 2010, Pazar
23:46

Alıntı Yap: Nora Haakh

dün akşam 'martı' izlendim, çok güzel, çok iyi bir oyun! Sağol!

16 Ekim 2010 - 15:46

* facebook.com'dan alınmıştır.
Yukarı
 
Gönderen:
Şeyda Diz

Meslek:

Tarih:
17 Ekim 2010, Pazar
23:45

Alıntı Yap: Şeyda Diz

"Martı" yı geçen seneden beri izlemek için bekliyorduk. yine çok güzel bir oyun izledik sayenizde. tebrikler...

16 Ekim 2010 - 00:33

* facebook.com'dan alınmıştır.
Yukarı
 
Gönderen:
Sibel Taka

Meslek:
İç Mimar

Tarih:
01 Haziran 2010, Salı
18:31

Alıntı Yap: Sibel Taka

31 Mayıs 2010'da Haldun Taner'deki "Martı" oyununu çok büyük beğeni ve keyifle izledim. Sağlık problamim sebebiyle oyun sonunda ayağa kalkmadan alkışlamak zorunda kaldım. Fakat bu sezon izlediğim sayısız oyun içinde en çok beğendiğim, başından sonuna kadar (salonun havasız ve sıcak olmasına rağmen) soluksuz ve büyük keyifle izlediğim oyunlardan biriydi. Harika bir yorumdu. Oyunculuklar muhteşemdi. Oyunu, içinde yaşıyormuş gibi izledim. Bütün samimiyetimle, oyunda emeği geçen herkesi avuç dolusu, yeniden, defalarca alkışlıyorum. Emeğinize sağlık.
"şapkam dolu sevgiyle"
Yukarı
 

Toplam Kayıt Sayısı: 71 Toplam Sayfa Sayısı: 8
1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. [»] [»»] 
© 2008 Oyunbaz Ziyaretçi Defteri Tüm Hakları Saklıdır
MyDesign Ziyaretçi Defteri v1.7